19 Şubat 2013

MÜHENDİSHÂNE-İ BAHRÎ-İ HÜMÂYUN


















Osmanlı İmparatorluğu döneminde, tersâne ve donanmanın geliştirilmesi ve de tersâne halkının eğitilmesi amacıyla III. Mustafa döneminde açılan teknik okuldur. Okulda sınıflara ilk defâ tahta ve sıra konulmuştur. Bir okul matbaası kurulmuş ve ders kitapları basılmıştır.

1776 yılında bir tersâne gözü içerisinde “Hendese Odası” adıyla açılan sınıf, 1782 yılında Pâdişah I. Abdülhamit döneminde “Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun” adını almıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi, bu kurumun devâmıdır.



  
İstanbul Teknik Üniversitesi

1773 yılında Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun adıyla III. Mustafa döneminde kurulmuştur. Gemi inşaâtı ve haritacılık öğretimi yapan bu kurumdan sonra kara ordusunun teknik kadrosunu yetiştirmek amacıyla 1795 yılında Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun kuruldu. Bu okul, 1847'de mühendislik eğitimi yanında mîmarlık alanında da eğitim vermeye başladı. 1883 yılında kurulan Hendese-i Mülkiye, 1909'da Mühendis Mekteb-i Âlisi adını alarak ülkenin alt yapı inşaatlarında görev alan kadroları yetiştirdi.

Şekil 94- İstanbul Teknik Üniversitesi'nin logosu

Mühendislik ve mîmarlık öğretimi, 1928 yılından îtibâren kişilik kazanan Yüksek Mühendis Mektebi'nde, 1944 yılından sonra da İstanbul Teknik Üniversitesi'nde sürdürüldü. 1946 yılında İnşaat, Mîmarlık, Makine ve Elektrik fakültelerinden oluşan özerk bir üniversite oldu.

Fotoğraf 262- Gümüşsuyu Makine Fakültesi

İstanbul Teknik Üniversitesi, teknik öğretimde 235 yılı aşan parlak geçmişi, çağdaş eğitim ortamı, güçlü akademik kadrosuyla Türkiye'de mühendislik mîmarlık öğretimi ile özdeşleşmiştir. İstanbul Teknik Üniversitesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yenileşme hareketlerinin öncülüğünü üstlenmiş, Cumhuriyet döneminde ise ülkemizin îmârına, modernizasyonuna ve yönetimine damgasını vurmuştur. Türkiye'nin yollarında, köprülerinde, barajlarında, fabrikalarında, binâlarında, enerji santrallerinde, haberleşme ağlarında, köylerinde ve kentlerinde İstanbul Teknik Üniversiteli mühendislerinin ve mîmarlarının alın teri ve emeği vardır. İstanbul Teknik Üniversitesi, Türkiye'de mühendislik ve mîmarlık mesleklerinin tanımını yapan ve bu tanımı her zaman güncel tutmayı başaran, geleneksel yapısını korurken modern eğitim ve öğretim ortamlarını öğrencilerine sunan, güçlü yurtdışı ilişkileriyle öğrencilerinin sâdece ülke sınırları içinde değil, uluslararası ortamda da yarışacak şekilde yetiştiren bir devlet üniversitesidir.



Osmanlı İmparatorluğu deniz kuvvetlerine bilgili subay yetiştirmek maksadıyla XVIII. yüzyılda İstanbul'da açılmış olan ilk askerî denizcilik okuludur. İmparatorluğun giriştiği savaşlarda uğradığı yenilgiler, bilgili subaylara olan ihtiyâcı meydana koyduğundan I. Mahmut'un saltanâtı zamânında ve 1734 yılında Üsküdar Mühendishânesi açılmış fakat bu okul hiçbir yeniliği kabul etmeyen yeniçerilerin tepkisi dolayısı ile kapatılmıştı. Daha sonra III. Mustafa zamânında 1765'te okul ikinci defâ Haliç Karaağacı’nda açılmış ise de, dersleri yarı gizli bir şekilde yapılan bu okul da kısa bir süre sonra kapatılmıştır.

Cezâyirli Gâzî Hasan Paşa, kalyon devrinde donanmada görev alacak subayların ve komutanların matematik, coğrafya, gemicilik ve deniz ile ilgili dersler okutulan bir meslek okulundan mêzun olmaları lüzûmuna inandığından kaptanıderyâ olunca böyle bir okulun açılması için gerekli teşebbüslerde bulundu. III. Mustafa ile I. Abdülhamit'e bu hususları arz etti. Gâzî Hasan Paşa'nın teşebbüsü, nihâyet 1776'da tersâne içinde Darağacı denilen büyük maçunanın yakınında bir göz tâdil ettirilmek sûreti ile donanmaya geometri ve coğrafyadan anlar personel yetiştirilmek üzere bir "Hendese Odası" açılmak sûretiyle gerçekleşti. Osmanlı İmparatorluğu arşivinde Mühendishâne’ye âit önemli bir belge olan Küçük Hüseyin Paşa'nın 26 Ocak 1797 târihli lâyihasının birkaç yerinde mühendishânenin açılış târihi 1776 olarak gösterilmiştir.

İlk açıldığı târihlerde Mühendishâne’de matematik, coğrafya ve harita (gemi seyri) dersleri okutuluyordu. Darağacı'ndaki okulda öğrenci sayısı çoğalınca binâ küçük geldi ve mühendishâne 1781'de kalyonların inşâ kızakları ve tersâne zindanı yakınında mühendishâne olarak yapılan yeni bir binâya taşındı.

Kadrosundaki öğretmenlere ilâve olarak İstanbul'da bulunan bâzı Fransızlardan da öğretmen olarak istifâde edilmeye başlandı.

1795'te Mühendishâne’de bir gemi inşâ sınıfı açıldı. Bu sınıfa 10 öğrenci alındı. Gemi inşâ sınıfı öğrencilerine öğretmenlik yapmak üzere Fransa'dan getirilmiş olan Brun adındaki bir gemi inşâ mühendisi atandı.

1795 yılında Mühendishâne-i Berrî açılınca her iki mühendishâne için yeni bir nizamnâme kabul olundu. Bu nizamnâmeye göre mühendishânelerin eğitim sistemleri birleştirildi. Mühendishâne-i Bahrî öğrencileri perşembe ve pazartesi günleri olmak üzere haftada iki gün öğretmen yardımcıları ile birlikte Mühendishâne-i Berrî’ye giderek bu okul öğretmenlerinden ders görmeye başladılar. Mühendishâne-i Bahrî öğrencileri başlarına kalyoncu şalı sarmak, Mühendishâne-i Berrî öğrencilerinin ilk üç sınıfı humbaracı kalpağı üzerine beyaz ipek, son sınıf öğrencileri ise kalpaklar üzerine sırma şeritten işâretler koymak sûretiyle birbirlerinden ayrılıyorlardı.

Kaptanıderyâ Küçük Hüseyin Paşa iki mühendishânenin birleştirilmesi ile esas maksadın ortadan kalktığını görerek donanmaya iyi gemi kullanan, denizde gemi seyrini mükemmel bilen, haritadan anlayan subaylar ile tersâneye gemi inşâ edebilecek eleman yetiştirilmek maksadı ile açılmış olan Mühendishâne-i Bahrî öğrencilerinin derslerine kendi okullarında devam etmelerini sağlamak maksadıyla 1797'de bir lâyiha hazırladı ve bu lâyihayı III. Selim'e sundu. Pâdişah lâyihadaki istekleri tasvip etti. Bu sûretle Mühendishâne-i Bahrî'nin Mühendishâne-i Berrî ile ilgisi kesildi.

Mühendishâne için daha elverişli bir binâya ihtiyaç duyulunca havuzlar sahasında yeni bir binânın inşâsına başlanıldı. Kabakçı Mustafa Ayaklanması bu binânın inşaâtını durdurdu.

XIX. yüzyıl başlarında Mühendishâne-i Bahrî'nin kadrosu bir başöğretmen, bir ikinci öğretmen yardımcısı, bir hattat, bir odacı ve 40 öğrenci idi. 1821'de Kasımpaşa'da çıkan büyük yangın mühendishâne binâsını da yaktığından derslere bir süre ara verildi. 1822'de Dîvanhâne yanındaki Parmakkapı mevkiindeki errehâne içinde tâdilat ve ilâveler yapıldı ve mühendishâne burada açılarak derslere tekrar başlanıldı. Mühendishâne-i Bahrî, Prens Adalarındaki âsâyişin muhâfazası maksadı ile II. Mahmut tarafından 1828'de deniz erleri için Heybeliada'da yapılmış olan Bahriye Kışlası'na taşındı. Kasımpaşa'daki yeni binâ 1838'de tamamlandı ve Heybeliada'da bulunan mühendishâne, Mekteb-i Bahriye adı verilen yeni binâya taşındı. 1848'de Kasımpaşa'daki bu okul binâsının deniz hastânesi olarak kullanılmasına ve Bahriye Okulu'nun da Heybeliada'ya nakline karar verilmesi üzerine adadaki kışlanın tâdiline ve onarımına başlandı. Kışlanın okul hâline getirilmesi, 1850'de sona erdi. Bahriye Mektebi bu târihte Kasımpaşa'dan Heybeliada’ya taşındı.

Abdülaziz zamânında (1865) bütün askerî idâdîlerin ders programlarının birleştirilmesine ve bu okulların toplu bir halde Galata Sarayı'nda ders görmelerine karar verildi. Fakat Bahriye İdâdîsi bu birleşmeden çok zarar gördüğünden yapılan mürâcaatlar üzerine birleşmelerinden üç yıl sonra idâdîler kendi okullarına döndüler. Bu yıllarda bahriye okulu tahsîli dört yıl idâdî, dört yıl Bahriye (Harbiye karşılığı) olmak üzere sekiz yıl idi. 1878'de Bahriye İdâdîsi’ne öğrenci yetiştirmek üzere Kasımpaşa'da Bahriye Rüştiye Mektebi açıldı. Bu okulu bitirenlerden isteyenler Bahriye İdâdîsi’ne alınmaya başlandı.

Abdülaziz zamânında okul gemisi gezilerine önem verildi. Bahriye üçüncü sınıfları 1873'te okul gemisi olarak tahsis edilen "Hüdâvendigâr" firkateyni ile Ege, Adriyatik ve Akdeniz'de eğitim gezisine çıktılar ve bu gezide Ege ve Adriyatik limanlarından başka Girit Adası, Tunus ve Trablusgarp limanları da ziyâret edildi.

1875'te bahriye üç ve dördüncü sınıfları kaldırıldı. Bahriye öğretimi iki yıla indirildi. Bahriye ikinci sınıfı bitiren öğrencilere mühendis denildi. Mühendislik kara ordusundaki mülâzım-i sânî (teğmen) rütbesinin karşılığı bir rütbe idi. İki yıl olan mühendislik süresi 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı’nda bir yıla indirildi ve daha sonra tekrar iki yıla çıkarıldı. Bahriye Okulu uzun yıllar bir nâzır ve bir de müdür olmak üzere yüksek rütbeli iki kişi tarafından idâre edildi. Bahriye Okulu Nâzırlığı 1909 yılında kaldırıldı. Okul Komutanlığı kuruldu. Komutanlık unvânı kısa bir süre sonra okul müdürlüğüne çevrildi. 1915'te Kasımpaşa'da tersâne içinde Câmialtı mevkiinde deniz hapishânesi yanındaki binâda Çarkçı Bahriye Okulu açıldı. Bu okul daha sonra hükûmetçe satın alınmış olan Heybeli'deki eski Rum Ticâret Okulu binâsına taşındı ve mütârekeyi müteâkip güverte bahriye okuluna nakledilerek derslere burada devam edildi. 1916'da Çarkçı Bahriye Okulu’na bağlı olarak iki yıllık bir bahriye kâtip okulu açıldı. Bu okul da mütârekede Çarkçı Bahriye Okulu ile birlikte Güverte Bahriye Okulu'na intikal ederek derslere bu okulda devam edildi. Mütâreke devresinde Bahriye Okulu'na öğrenci alınmadığından I. Dünyâ Savaşı sırasında okula alınmış olan güverte, makine ve kâtip sınıflarındakiler öğrenimlerine devam etmişlerdir. 1922'de okul süresi üç yıla indirildiğinden bu yıl iki sınıf birden mêzun olmuş ve dört yıl okuyan öğrenciler bir yıl deniz talebeliği yaptıktan sonra mühendisliğe yükseltilmişlerdir.













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.